Safranbolu'da pansiyon hizmeti veren pek çok yer mevcut. Bu sebeple yapacağınız bir iki günlük ziyaretlerde buraları rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ancak tavsiyem bunu yazın yapmanızdır... Kışın kaldığınız yerlerde üşüyebilirsiniz. Yemek yiyecek bir çok yer var. Pek çoğu da klasik Anadolu mutfağından yemekler sunuyor. Oradaki arkadaşımın tavsiyesi ziyaret için en güzel zamanın Mayıs haziran ayları olduğuydu.
Buraya gelmişken k
esinlikle Gül şurubu ve meşhur Safranbolu lokumu ile ikram edilen Türk kahvesini içmeden dönmeyin. Bu eşsiz lezzeti tadabileceğiniz yer Tarihi Yemeniciler Arastasıdır. Bu arasta eşsiz güzellikteki el işçiliği örneklerini de teşkil eden , kesinlikle görmeniz gereken bir yer. Burada insan kendini kaybediyor. Can çekişen el işçiliğinin en güzel örnekleri ile adeta aklı başından gidiyor insanın.
Giderayak arastadan aldığım bir kaç küçük süs eşyasının yanına bir de lokum katmayı düşünüp lokumcularda alıyoruz soluğu. Safranbolu Safran Çiçeği ile meşhur şehrimiz, ve ondan yapılan safran lokumu ile. Safran çiçeği son derece narin olmakla birlikte oldukça güç şartlar altında yetişen iki üç yılda bir çiçek veren çok emek isteyen bir çiçek. Ancak çekilen çile sonucu kesinlikle değiyor. Tabi günümüzde artık Safran çiçeği yetiştiriciliği bunca zahmetten dolayı bitme noktasında... Safran çiçeği yıllarca mürekkep ve boya yapımında kullanılmış, bunun yanında sinirleri yatıştırıcı olarak kullanılmış, sindirim sistemi rahatsızlıklarına, kalp ve damar rahatsızlığına, kaşıntı sivilce ve alerjik reaksiyonlara, karaciğer rahatsıklarına faydalı olduğu söylenir.
Her güzel şey bitermiş... cümlesinden hareketle bizim de kısa ziyaretimiz bitiyor. Ziyaretim esnasında bu güzel ülkede yaşadığım için birkere daha şanslı hissettim kendimi.. Her ne olursa olsun, yine de şanslı hissettim kendimi...


