15 Ağustos 2010 Pazar

Nankör Kedi

Kediler... Hep nankörlükleri ile ün yapmışlardır. Üstüne türküsü bile vardır İbrahim Tatlıses'ten.

Geçenlerde bir arkadaşım ile oturmuşken Iphone ekran koruyucusu olarak bir resim gözüme çarptı. Resmi gördüğümde ise çok çok hoşuma gitti. Nankör kedi bir kez daha çıkmıştı piyasaya ama bu sefer niyeyse ben de kendimi bir an böyle hissettim ya da hissetmek istedim. Bu sevgili pisicik (!)diyordu ki: " Ben para için çalışırım eğer sadakat istiyorsan bir köpek al!"


Bu bizim için de böyle değil midir ? Hepimiz para için çalışmıyor muyuz ? Herşey para değil elbet ama parasız da olmuyor değil mi ? Körü körüne bir işe bağlanmak ne kadar mantıklıdır ? Bir kedi olmak bu noktada doğru olan değil midir ? Gece gece böyle birşey geldi aklıma bilemedim...

Türkiye'nin En İyi 10 Plajı

Geçenlerde bir e-mail gelmişti bana Türkiye'nin en iyi 10 plajı ile ilgili olarak...The Guardian'ın fotoğraflarına da yer verdiği "Türkiye'nin en iyi 10 plajı" ve özelliklerini içeriyordu e-mail. The Guardian'da böyle bir haber yapılmışmıdır bilmiyorum ama e-mailde adı geçen plajlardan bir kaçını biliyorum ve gerçekten de gidilesi görülesi yerler. The Guardian'ın sitesinde böyle bir haber bulamadım bu sebeple o e-mailin yalancısıyım:)






Buyrun ilk 10:

1.Ovabükü: Çevresindeki küçük lokanta ve pansiyonlarıyla birlikte plajının parlayan çakıl taşlarıyla Ovabükü, Datça yarımadasına gizlenmiş üç koydan en güzeli.

2.Kelebekler Vadisi: İki yüksek kayalığın arasında kalan, çoğu ziyaretçisinin Fethiye ve Ölüdeniz'den kalkan teknelerle ulaştığı vadide elektrik, yol ve inşaat bulunmuyor ancak kamp yapmak serbest. Kelebekler Vadisi zaten halihazırda Dünya Miras listesi arasında yer alıyor. Kelebekler Vadisi denilmesinin sebebi de barındırdığı 80 civarındaki kelebek ve özellikle de Kaplan Kelebeliği.

3.Amos: Bozburun yarımadasındaki iki tatil köyünün arasına gizlenmiş küçük bir koy olan Amos, ahşap şezlonglarının arasına çakıl taşları dağılmış plajıyla, Marmaris'in ışıklarına rağmen koy boyunca uzanan bozulmamış bir güzelliğe sahip.

4.Gemiler: Ölüdeniz'in yakınında bu kadar sessiz bir yer olduğuna inanmanın güç olmasına rağmen Gemiler, etrafı çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili olup taze mezeler ile soğuk bira sunan birkaç güzel restoranıyla sessiz sakin bir koy.

5.Çıralı: Ağaç evleriyle ünlü Olimpos'un hemen ilerisinde bulunan Çıralı'nın, caretta carettalar için 3kmlik koruma alanının bulunduğu plajıyla huzur veren bir atmosferi bulunuyor.

6.Kaputaş: Kalkan-Kaş yolu üstündeki mola duraklarından biri olan Kaputaş, hiçbir tesisin bulunmadığı plajıyla denize girip güneşlenmek için iyi bir seçenek.

7.Hisarönü Koyu: Datça yarımadasına bakan iki küçük plajı, Türkiye'nin 20 sene öncesini hatırlatan restoran ve küçük pansiyonlarıyla Hisarönü Koyu, esintili havasından dolayı rüzgar sörfçülerinin tercihi.

8.Ortakent: Bodrum yolu üzerinde, su kayağından yelkene pek çok su sporunun yapılabildiği plajıyla Ortakent, büyümeyen çocuklar için iyi bir tatil seçeneği. Ortakent temmuzun son haftasında tatile gittiğim Bodrum'da bir günümü ayırarak tekne turuna gittiğim yerlerden biriydi ve tek kelime ile hayran oldum. Burada güzel bir "Banana" keyfinden sonra Akvaryum koyuna doğru yola çıkmıştık.

9.Günlüklü: Fethiye yakınında, hafta sonları koyun sürülerinin plaja indiği, etrafı çam ormanları ve sakız ağaçlarıyla kaplı Günlüklü, büyük bir kaçamak isteyenler için iyi bir seçenek.

10.Kabak: Kelebekler Vadisi'nden çıkılan patika yolla ulaşılan Faralya yakınındaki Kabak, birkaç kamp alanının dışında hiçbir şey bulunmayan plajıyla ve yemyeşil çam ormanlarıyla çevrili tüm dünyayı uzakta bırakıyor.

Gönül dilerki bu yerleri henüz güzelliklerini kaybetmemişken gidip görmek... Göremeyenlere de tez zamanda görebilmeleri dileklerimle.

2 Ağustos Cemil Topuzlu Sahnesi Sertab Erener Konseri-2.Bölüm

Sertab Erener kısacık bir ara veriyor. Sahne kızıllaşıyor birden. Aşk kızıllığına dönüyor sahne. Sanırım sıradaki şarkıyı biliyoruz. Sertab geliyor sahneye. Aşk kızıllığında bir sahne, sahnede Sertab ve sırada AŞK. Bu şarkıyı dinleyip de Sertab Erener’in sesine hayran olmamak mümkün değil. Harbiye Açık Hava Sahnesi Aşk ile Sertab ile eşsiz gecelerinden birini yaşıyorken seyirciler böyle bir geceye şahit oldukları için şanslı hissetmeliler kendini. Ben kendi payıma hissediyorum en azından.
Aşk kaç büyümden,

Aşk dön ölümden,
Aşk bir sebepten,
Gel gir dünyama.
Aşk dön ölümden,
Bir sebepten, gir dünyama.
Aşk dön ölümden,
Geç tenimden, gel gir dünyama.
Aşk vur yürekten,
Aşk yak gönülden,
Aşk geç tenimden,
Gel gir kanıma.
video

video
Aşk’ın sarhoşluğunu henüz atamamışken üzerimizden Sertab yine kayboluyor birkaç saniyeliğine ve sonra sahnenin ortasında platform yükselmeye başlıyor. Spotlar paltformun üstüne vurduğunda bir masal perisi gibi beyazlar içinde Sertab çıkıyor karşımıza. Masal perisi demişken başladığı şarkı da masalımsı bir şarkı değil mi? Bir Varmışım bir Yokmuşum diyor Sertab Erener. Bu şarkı bana sözleri itibari ile o kadar tanıdık geliyor ki sonradan yaptığım kısa araştırmada nereden tanıdık geldiğini öğreniyorum. Bir Varmışım Bir Yokmuşum, Pinhani’ye (Sinan Kaynakçı) ait. Bir Pinhani hayranı olarak sözlerinden hissetmiştim bunun bir Pinhani şarkısı olduğunu.
Aslında bu kadar da kırılgan değildim
kendi yarattığım düşmanlara yenildim
bir kayboldum sonra tekrar belirdim
masallardaki gibi bir varmışım, bir yokmuşum
Acaba Pinhani söyleseydi bunu nasıl olurdu?
Bir Çaresi Bulunur a geçiyor Sertab bir varmışım bir yokmuşum ardından ve bizi masaldan uyandırıyor.
Sesimde söyleyemediğim sözler var
gizleyemediğim gözyaşlarım
silip de unutamadığım sabahlar
kokladığım eşyaların

bir çaresi bulunur elbet yarın
yeniden yaşamanın
bir çaresi bulunur elbet canım
bir uyuyup uyanalım
Cidden uyuyup uyanınca bulunur mu her şeyin çaresi? Bunu sahnede şarkı aralarında izleyicileri coşturan arkadaş da soruyor Sertab’a (Adı Evrim miydi acaba? ) Sertab, en azından uykunun iyi geldiğini söylüyordu.
Sonrasında Bahçede’ye başladı ki ah bir an şarkının dediği gibi seyre dalsaydım dedim
Bir yaz gecesi, otururken bahçede
Ateş böceklerini seyre daldım
Dolunay gökte, yakamoz vurmuş dibe
Ateş böceklerini seyre daldım
Böyle seyre dalsaydım diye düşünürken Hakkı Bulut’un efsane şarkısı çalınıyor şimdi kulaklarımıza yeni düzenlenmiş haliyle Sertab’ın sesinden hep bir ağızdan ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız diye inletiyoruz Harbiye Sahnesi’ni.
Zaman su gibi akıp giderken Sevdam Ağlıyor ve Aslolan Aşktır ile yeniden eskilere dönüyoruz. Gel Barışalım’dan sonra Sertab, vokalistini davet ediyor yanına. Vokalisti Zeynep Vurulduk şarkısını seslendiriyor. Bu kadar büyük bir kalabalığın karşısında başta heyecanlansa da Vurulduk şarkısını oldukça başarılı bir şekilde seslendiriyor.
Zeynep’ten sonra Sertab yine küçük çaplı bir şovla Eurovision şarkı yarışmasında birinci olduğu şarkı ile bizi kendimizden geçiriyor. Biz böyle kendimizden geçmişken sanki daha da kendimizi kaybedelim istercesine Sertab Yanarım şarkısını seslendiriyor.

Yanarım yanarım, gün geçer yanarım
Ah gecelerin hesabını kimlere sorarım
Yanarım yanarım ne yapsam yanarım
Ah gecelerin hesabını kimlere sorarım

Yanarım ile yanarken son albümünden yine bir Soner Sarıkabadayı imzalı şarkı ile daha ne kadar kendimizden geçebilirizi denemek istediğini gösteriyor ve Bu Böyle diyor Sertab.
O zor günler solan günler eskidendi geçti
O zaman âşık olduğum rüzgârlar esti esti geçti
geriye sadece yarım, yarım sevgiler
yüzüme inceden uzun, uzun çizgiler
öznesi kalan süresi kısalan cümleler
yalan dolan birkaç resim kaldı..

aşk seni bulabilir de,
uzakta durabilir de,
samimi oluyor derken
mesafe koyabilir de,
bu böyle..
vurabilir de..
ilgisiz durabilir de,
onu sana katıyor derken
tuzaklar kurabilir de..

bu böyle..

aşk seni bulabilir de
uzakta durabilir de
onu sana katıyor derken
tuzaklar kurabilir de.

bu böyle..

Ve böyle böyle derken bitiyor bir konser… Harika 2 saatin ardından bir anda bir boşluğa düşmüş gibi kalıyoruz öylece… Sertab Sertab Sertab diye kalabalık çığlık atarken alkış yaparken, sahnede ışıklar sönmüşken bir hareketlilik görüyoruz… Geri gelecek galiba umuduyla daha çok bağırmaya daha çok alkışlamaya başlıyoruz ve rengârenk bir kostüm ile yine karşımızda… Başladığı şarkı Rengârenk ile…

Ah keşke hiç bitmesin derken bu şarkı da bitiyor ve artık insanlar biten konserin hüznü ile yavaş yavaş çıkışa yönelirken gecenin hala sürprizleri olduğunu bizzat Sertab gösteriyor bize… Lal ile geri dönüyor ve vedasını Lal ile yapıyor…
Ne iyi yapmışım gelmekle… Harika bir geceydi ve bu düşünce etrafında dolanan binlerce benzer cümle geçiyor aklımdan…

İyi ki varsın Sertab Erener… İyi ki gelmişiz seni dinlemeye…

2 Ağustos Cemil Topuzlu Sahnesi Sertab Erener Konseri-1.Bölüm

2 Ağustos akşamı iş çıkışını bekliyorduk. E hadi akşam olsun da konser vakti gelsin diye… İş yerinden arkadaşlarımlar Sertab Erener konserine gidecektik. Sertab Erener, oldum olası sesini hayranlık duyduğum, sanatı ile ön planda olmayı her daim başarmış nadide sanatçılardan biridir.

Harbiye Açık Hava’da yapılacak konsere öylesine yoğun bir ilgi vardı ki daha yüzlerce metre evvelinden insan kalabalığının gittiği yönün konsere giden yol olduğu ayan beyan görünüyordu… Bizler de sayısız insan kalabalığının içinde Cemil Topuzlu Sahnesi’ne vardık. Saat 21 de başlayacak konser biraz gecikme ile başladı… Sabırsız kalabalık gibi biz de alkışlarla Sertab Erener’i bekliyorduk ve derken vakit geldi…

Maviler içinde belirdi Sertab Erener sahnede. Açılışı son albümünden Rengârenk ile başladı. Rengarenk müziği Slumdog Millionare’in film müziği olan Ringa Ringa’ya ait… Sözler ise Nil Karaibrahimgil’in elinden çıkmış… Müzik ve söz o kadar güzel uyum sağlamış ki insan daha duyar duymaz içi kıpır kıpır oluyor.

Ve derken müzik bitiyor Sertab Erener bizlere hoş geldin diyor. Ne de güzel etmişiz gerçekten gelmekle, daha ilk şarkıdan harika bir konserin bizi beklediğini hissediyorum. Daha biz yerimize bile oturmadan ikinci şarkıya geçiyor. Bu şarkı da son albümü Rengarenk’in çıkış parçası olan Koparılan Çiçekler. Sözler son bir iki yılın hit şarkılarının söz yazarlığını yapmış Soner Sarıkabadayı’ya ait.

Sözler o kadar basit ve de o kadar güzel ki… Sanırım bunu bu gece daha birçok kez söyleyeceğim.

İyi ki varsın
iyi ki sevmişim seni
hem aldığın, hem çaldığın
helal helal sana

yok istemem diyen gönlüm
çöle bile razı şimdi
yanlış yola giden bendim
lütfen dön gel

ben yazdım kadere hüznü perişanı
sonu gelmez yine de bitemez ümitler
ama yoksa bahçemin eski şanı
sebebi koparılan çiçekler

En sevdiğim kısmı ilk iki cümle. İnsanın bunu diyebileceği birinin olması büyük bir mutluluk kaynağıdır az ve öz sözle.

Sertab Erener konsere son hızla devam ederken biz grup olarak şarkı sırası paylaşmaya başlıyoruz… Ben dördüncü şarkıyı alıyorum.

Üçüncü şarkı da Sertab Erener’in yaz başında daha “ben geliyorum” diyen şarkısı: Açık Adres. Bu şarkı da Soner Sarıkabadayı’nın bir armağanı müzikseverlere.

Yok mu bir haber alan, yok mu gören?
Bu mudur âdetin, bu mudur tören?
Yaz ya da söyle, bulamadım böyle.
Neresi açık adresin, neresi yören?

Dördüncü şarkı yani benim şarkımda sıra… Benim şansıma gelen şarkı Kumsalda… Daha tatilden kumsaldan denizden döneli bir hafta bile olmamış ben için ne anlamlı ne özlem dolu bir şarkı… Daha doyamamıştım tatile… Nereden çıktı şimdi bu şarkı ama…
Baksanıza ne diyor:

uzanmisim kumsala
gunes damlar icime
kurumus dudaklarimda
unutulmus bir beste
yasiyorum aheste

Ah ne güzel olurdu şimdi uzansaydım ben de böyle kumsala… Eğer yanlış hatırlamıyorsam bu şarkı 2001 yılının yazında çıkmıştı… Ben üniversite sınavının stresini atmış, acaba nereye gideceğimin tatlı telaşında iken dinlerdim bu şarkıyı… Çok geçmiş ya… Kim diyor bu yıllara bu kadar hızlı gitmesini? Yok mudur buna bir hız sınırı?

Sertab Erener şimdi eskilerden almışken soluğu bu sefer de Zor Kadın şarkısına geçiyor… Şarkı bittiğinde seyircilerle de ufak bir deneme yapıyor… Önce herkese nakarat kısmını söyletiyor. Sonra kadınlar söylüyor. En son erkeklerden istiyor…. E tabi biraz komik oluyor erkeklerin “ Zor kadındım” demesi ama Sertab Erener ısrarla söyletiyor erkeklere… Erkekler de çözümü buluveriyor hemen “Zor adamdın” diyerek

Hareketli parçalarla giderken bir anda çarpılıyoruz Vur Yüreğim şarkısı ile. Sertab Erener’in en sevdiğim şarkısıdır Vur Yüreğim. Ne güzel söyler Vur Yüreğim’de nasihat eder kendine gülümse diye

Gülümse ne olur, bugünler dün olur
Hatıralarla yaşanmaz ki yazık olur

Sonraki şarkısı Asla oluyor. Ben bu müziği bir yerden biliyorum derken sonradan geliyor aklıma “une belle histoire” Negüzel de olmuş üstüne Türkçe söz yazılınca…

yağmur olup yağsan sen üzerime
hiç bir derdin kalmaz geriye
sen de olmayınca yalnızım bu şehirde
gidersen yanına al beni de beni de

sevince kalbim elbet acı duyar
sen de benim gibi seversen
hep yanımda olmak istersen
.…
….
….
Öyle anlaşılıyor ki Sertab Erener kelimenin tam anlamıyla bizleri mest edecek şarkılarıyla. Kalabalık hafif hafif kendinden geçmeye yerinde oturanlar bile salınmaya başlıyor oldukları yerde

Sertab yorulmak bilmeyen bir tempo ile bir sonraki şarkısına geçiyor, müzik ağırlaşıyor, derinden derinden vurmaya başlıyor. Sertab’ın harikulade sesi yükselmeye başlıyor hafiften bir damla gözlerimde

çok geç oldu belki de düşündük taşındık
bir çok şeyi birbirimizden sakındık
bir şey eksik cümlede
yüklem mi özlem mi sakladığın şey her neyse beni üzer mi

öyle çok şey var ki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
konuşmadığımız her ne varsa
seninle sakladım gözlerimde


Bu şarkının etkisinden daha çıkmamıştık ki Sertab bir darbe daha indirdi hayranlarının kalbine Lal ile.. Ne çok severdim ben Lal şarkısını ve ne kadar olmuş dinlemeyeli, hayıflandım hafiften ve sonra Sertab’a bıraktım kendimi… Ne güzel diyordu

Bir bulut olsam yüklenip yağsam
Dökülsem damla damla toprağıma
Bir deli nehir bir asi rüzgâr
Olup kavuşsam üzüm bağlarına


Sora geldiğinde Yolun Başı şarkısına kendimizi kaptırmış şarkının sözlerine eşlik ederken buluyoruz.
Önce resimleri duvardan kaldırdım
Çay içtiğin bardağı rafa sakladım
Giydiğin ne varsa bir bir katladım
Bir damla yaş düştü, çok ağlamadım

Kokun uçtu gitti açık camlardan
Sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim
Korkmuyorum sensiz akşamlardan
Sevdiğimi unut,özleyemedim

Sen haylaz rüzgarlar önünde şimdi
Sevdanın yükünü attım omzumdan
Sen sandığım şey belki benim yüreğimdi
İyi ki dönmüşüm yolun başından
Of yolun başından…

Bu şarkının sözleri garip bir ruh halini içeriyor.. Pişmanlık mı var içinde yoksa yaptığından duyduğu memnuniyet mi ne saklı bilemedim. O an bunu çok da düşünmedim ama şimdi yazarken düşünüyorum… Yok gene bulamadım…


Konser Öncesi Video için tıklayınız
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Labels

14 şubat 1994 unesco kültür mirası 2 ağustos sertab erener konseri 22 nisan 22 nisan dünya günü 23 nisan 4440375 Adam Faver adsl adsl hızı ağaç akademik spam Alfred Chandler alışkanlık alışmak amazon kindle amos koyu anıtur arastacılar ashab-ı kehf askerlik aslolan aşktır aşk avanos avanos restoran Avea avea sesli imza ayşe arman azim aziz basil aziz george aziz onuphrius aziz theodere back up balık balkonda düşen pc bayat ekmek bayat ekmek satışı bencillik beyazıt kulesi beyazıt kulesinde hava tahmini beyazıt yangın kulesi biopro bir varmışım bir yokmuşum blackberry blackberry hediye uygulamalar blackberry kesintisi blog blogger bloggerda yeni görünümler bolu böyle korunamazsınız bu böyle cehennem cemiz topuzlu cennet charles handy çarıklı kilise çiçek sepeti çiçek sepeti mail adresi çiçek teslimatı çin çin malı çocukluk Deneyimler dinamik görünüm doğum günü Dustin Hoffman duvar dünya günü e-ink earthday ekmek satışı elektronik kitap okuyucu elmalı kilise engel eski çarşı Eskişehir etki alanı bloggerda olan websiteleri FCT fenerbahçe fikriniz çöpe gitmesin filler ve pireler fotoğraf gemiler GeziNotları girşimcilik google analytics gölcük gölcük milli parkı gördüklerim göreme açıkhava müzesi gül şurubu günlüklü güvercinlik vadisi güzel atlar diyarı harbiye açık hava hatıra hayal hayat ekspres Haydarpaşa haydarpaşa garında yangın haydarpaşa tren istasyonu Henri Charriere herşeyden biraz heryöne sınırsız tarife hizmet kalitesi HP hürriyet pazar ikimiz bir fidanın ikinci abdülhamit inovasyon iphone iphone 3G iphone satışı iphone turkcell iphone uygulamaları istanbul iş dünyası John McConnell kabak kapadokya kapadokya şarabı kaputaş karşı mahalle keder kelebek kelebekler vadisi kıbrıs kıbrıs günleri kızıl çukur kızıl vadi kızıl vadide gün batımı Kişisel kişisel blog kitap kitap basımı kod konseri koparılan çiçekler kopya ürün kral konserleri LAP LAMBERT Academic Publishing mersin mutluluk müşteri memnuniyeti nankör kedi narlıkuyu nehir netbook nostalji o tabak bitecek klibi okuduklarım Olasılıksız ortakent OrtayaKarışık ovabükü panaroma papillon para pazar pdf peribacaları profilo Rastladıklarım ReklamArası reklamlar rengarenk RIM RIMden Hediye sadakat safran safran çiçeğinin faydaları safranbolu Sakarya Ekspresi satış danışmanı seben sertab erener sesli imza sevgililer günü sevilla sevinç seyahat sınırsız tarife solan güller sony reader Steve McQueen strateji şeker bayramı tanıtım tatil TEB TEB Akıl fikir yarışması teknoasistan teknoloji teknosa teknosa deneyimi tokalı kilise tren Tren Saatleri ttnet turasan turasan şarapları turk telekom Turkcell türban türk telekom Türk'ün zekası uçhisar uçhisar kalesi ulusoy turizm unutmak üç güzeller peribacaları ürgüp Vodafone vodafone sesli imza websitem neden görüntülenemiyor wordpresse google analytics kodu nasıl konur yağmur yapı yazım yanlışları yedi uyuyanlar yemeniciler arastası yılanlı kilise yüksek lisans tezi zaman zeus tapınağı zor kadın
 
Copyright 2009 HeRşEyDeN BiRaZ. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan